<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862</id><updated>2011-04-21T17:28:49.574-07:00</updated><title type='text'>Paylaşım Alanımıza Hoşgeldiniz!</title><subtitle type='html'>Yaşamı kolaylaştırabilmek,güzelleştirebilmek adına .......</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>49</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-683728777072454557</id><published>2007-07-10T05:08:00.000-07:00</published><updated>2007-07-10T05:17:22.638-07:00</updated><title type='text'>Alo...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RpN3_XhhyWI/AAAAAAAAAD0/DDENzocI0xM/s1600-h/telefon_bell.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RpN3_XhhyWI/AAAAAAAAAD0/DDENzocI0xM/s200/telefon_bell.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5085540334761527650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız "Alo"&lt;br /&gt;sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. Sevgilinin tam adı&lt;br /&gt;Allessandra Lolita Oswaldo'dur. Bu sevimli genç kız, telefonu icat&lt;br /&gt;eden,A.Graham Bell'in sevgilisiydi. Graham Bell telefonu icat edince ilk&lt;br /&gt;hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın&lt;br /&gt;Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham&lt;br /&gt;Bell, telefonu açar açmaz "Allessandra Loli Oswaldo" diyordu. Bell,&lt;br /&gt;zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu&lt;br /&gt;her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça GrahamBell,&lt;br /&gt; sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "Alo" idi.&lt;br /&gt;Allessandra Loli Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı&lt;br /&gt;telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek&lt;br /&gt;bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell'i telefonuyla&lt;br /&gt;başbaşa bırakıp onu terketti.Yaşlı Bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun&lt;br /&gt;başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya&lt;br /&gt;başlamıştı. Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o,&lt;br /&gt;telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak&lt;br /&gt;telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu. O&lt;br /&gt;günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in&lt;br /&gt;anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı. Bugün tümümüzün kullandığı&lt;br /&gt;"Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-683728777072454557?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/683728777072454557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=683728777072454557&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/683728777072454557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/683728777072454557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/07/alo.html' title='Alo...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RpN3_XhhyWI/AAAAAAAAAD0/DDENzocI0xM/s72-c/telefon_bell.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-5639256296093351148</id><published>2007-06-27T02:41:00.000-07:00</published><updated>2007-06-27T02:47:12.419-07:00</updated><title type='text'>Minik Fare...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RoIyE3hhyVI/AAAAAAAAADs/_nBYSRPqIHo/s1600-h/fare_kapani.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RoIyE3hhyVI/AAAAAAAAADs/_nBYSRPqIHo/s200/fare_kapani.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5080678388832782674" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta&lt;br /&gt;bir paketi açtıklarını gördü.&lt;br /&gt;Kendi kendine:&lt;br /&gt;İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.Bir süre sonra gördüğü&lt;br /&gt;paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.&lt;br /&gt;"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye bağırarak&lt;br /&gt;telaşla bahçeye fırladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla&lt;br /&gt;başını kaldırdı ve gıdakladı:"Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim&lt;br /&gt;değil.Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu&lt;br /&gt;ve,"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye adeta&lt;br /&gt;çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama,"Çok üzgünüm fare kardeş ama dua&lt;br /&gt;etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol"dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve , "Evde bir fare kapanı var,&lt;br /&gt;evde bir fare kapanı var!" dedi.İnek ;Bak fare kardeş, senin için üzgünüm&lt;br /&gt;ama beni ilgilendirmiyor." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı&lt;br /&gt;ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu.&lt;br /&gt;Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses&lt;br /&gt;duyuldu.Geceninsessizliğini bölen gürültü, fare kapanınından&lt;br /&gt;geliyordu.&lt;br /&gt;Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa&lt;br /&gt;koştu.Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark&lt;br /&gt;edememişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını&lt;br /&gt;ısırdı.Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor,zehiri temizledi&lt;br /&gt;sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının&lt;br /&gt;ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde&lt;br /&gt;kıvranıp duruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de&lt;br /&gt;bıçağını alıp bahçeye koştu.Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz&lt;br /&gt;kendine geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.&lt;br /&gt;Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.Çiftçinin karısı gittikçe&lt;br /&gt;kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi.Birkaç gün sonra çiftçinin&lt;br /&gt;karısı iyileşemedi ve öldü.&lt;br /&gt;Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi&lt;br /&gt;ineği mezbahaya yolladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya&lt;br /&gt;ise tehlike bir gün hepimiz içindir unutmayalım*&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-5639256296093351148?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/5639256296093351148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=5639256296093351148&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/5639256296093351148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/5639256296093351148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/minik-fare.html' title='Minik Fare...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RoIyE3hhyVI/AAAAAAAAADs/_nBYSRPqIHo/s72-c/fare_kapani.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-7722211836552395072</id><published>2007-06-20T02:19:00.000-07:00</published><updated>2007-06-20T02:20:46.551-07:00</updated><title type='text'>Beyaz Adam...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RnjxXb_wLxI/AAAAAAAAADk/-J_Hsumw3Ts/s1600-h/beyazadam0bi3jh.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RnjxXb_wLxI/AAAAAAAAADk/-J_Hsumw3Ts/s400/beyazadam0bi3jh.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5078073964814675730" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-7722211836552395072?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/7722211836552395072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=7722211836552395072&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7722211836552395072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7722211836552395072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/beyaz-adam.html' title='Beyaz Adam...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RnjxXb_wLxI/AAAAAAAAADk/-J_Hsumw3Ts/s72-c/beyazadam0bi3jh.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-6369580400321894854</id><published>2007-06-15T00:23:00.000-07:00</published><updated>2007-06-15T00:57:09.104-07:00</updated><title type='text'>Hayatının Anlamı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RnJGN7_wLwI/AAAAAAAAADc/LRoF1VSAn0k/s1600-h/eski2_copy.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RnJGN7_wLwI/AAAAAAAAADc/LRoF1VSAn0k/s320/eski2_copy.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5076196935257304834" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafayı... &lt;br /&gt;Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.. &lt;br /&gt;Ama aldığı cevaplarda ona yetmemiş.Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş.. &lt;br /&gt;Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köy,kasaba,ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor &lt;br /&gt;tabiki ... Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona &lt;br /&gt;-Şu karşı ki dağları görüyormusun,orada yaşlı bir bilge yaşar! &lt;br /&gt;istersen ona git, belki o sana aradığın cevabı verebilir. " demişler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam.. &lt;br /&gt;Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye Hayatın anlamının ne olduğunu sormuş &lt;br /&gt;... &lt;br /&gt;Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen &lt;br /&gt;gerekiyor demiş ... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam kabul etmiş.. &lt;br /&gt;Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içinede &lt;br /&gt;silme bir şekilde zeytinyağ doldurmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ... &lt;br /&gt;Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağ eksilmesin, eğer bir damla eksilirse &lt;br /&gt;kaybedersin... &lt;br /&gt;Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş.Bilge &lt;br /&gt;bakmış, evet ,demiş kaşıkta yağ eksilmemiş,peki bahçe nasıldı? &lt;br /&gt;Adam şaşkın...Ama demiş, ben kaşıktan başka bir yere &lt;br /&gt;bakmadım ki... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde &lt;br /&gt;olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş Bilge... &lt;br /&gt;Adam tekrar bahçeye çıkmış.Gördüğü güzellikler büyülemiş ,muhteşem &lt;br /&gt;bir bahçedeymiş çünkü ... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri geldiğinde bilge, adama bahçe nasıldı diye sormuş ... &lt;br /&gt;Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış.. &lt;br /&gt;Bilge gülümsemiş ,ama kaşıkta hiç yağ kalmamış demiş ve eklemiş : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayat senin bakışınla anlam kazanır ya sadece bir noktayı görürsün &lt;br /&gt;hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.. Ya da görebileceğin tüm &lt;br /&gt;güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam &lt;br /&gt;kazanır ... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir"...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-6369580400321894854?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/6369580400321894854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=6369580400321894854&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6369580400321894854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6369580400321894854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/hayatnn-anlam.html' title='Hayatının Anlamı...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RnJGN7_wLwI/AAAAAAAAADc/LRoF1VSAn0k/s72-c/eski2_copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-468057168520362648</id><published>2007-06-09T03:06:00.001-07:00</published><updated>2007-06-15T00:59:20.108-07:00</updated><title type='text'>Öğrendiklerim...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rmp8IL_wLvI/AAAAAAAAADU/tG5xxjXTvTc/s1600-h/aile.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rmp8IL_wLvI/AAAAAAAAADU/tG5xxjXTvTc/s320/aile.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5074004410287271666" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;YAŞ 5* &lt;br /&gt;Anne ve babamın birbirlerine bağırmalarının beni ne kadar korkuttuğunu &lt;br /&gt;öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 7* &lt;br /&gt;Meşrubat içerken gülersem içtiğimin burnumdan geleceğini öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 12* &lt;br /&gt;Herşeyin değerini anlamanın en iyi yolunun bir süre ondan yoksun kalmak &lt;br /&gt;olduğunu öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 13* &lt;br /&gt;Annemle babamın elele tutuşmalarının beni daima mutlu ettiğini öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 15* &lt;br /&gt;Bazen hayvanların kalbimi insanlardan daha fazla işittiğini öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 18* &lt;br /&gt;İlk gençlik yıllarımın keder, şaşkınlık, ısdırap ve aşktan ibaret olduğunu &lt;br /&gt;öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 24* &lt;br /&gt;Aşkın kalbimi kırabileceğini ama buna değer olduğunu öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 33* &lt;br /&gt;Bir arkadaşı kaybetmenin en kestirme yolunun ona ödünç para vermek olduğunu &lt;br /&gt;öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 36* &lt;br /&gt;Önemli olanın başkalarının benim için ne düşündükleri değil, benim kendi &lt;br /&gt;hakkımda ne düşündüğüm olduğunu öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 38* &lt;br /&gt;Eşimin beni hala sevdiğini, tabakta iki elma kaldığında küçüğünü almasından &lt;br /&gt;anlayabileceğimi öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 41* &lt;br /&gt;Bir insanın kendine olan güveninin, başarısını büyük oranda belirlediğini &lt;br /&gt;öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 44* &lt;br /&gt;Annemin beni görmekten her seferinde sonsuz mutluluk duyduğunu öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 46* &lt;br /&gt;Yalnızca minik bir kart göndererek bile birinin gönlünü aydınlatabileceğimi &lt;br /&gt;öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 49* &lt;br /&gt;Herhangi bir işi yaptığımdan daha iyi yapmaya çalıştığımda, o işin &lt;br /&gt;yaratıcılığa dönüştüğünü öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 50* &lt;br /&gt;Sevgi, evde üretilmemişse, başka yerde öğrenmenin çok güç olduğunu öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 53* &lt;br /&gt;İnsanların bana, izin verdiğim biçimde davrandıklarını öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 55* &lt;br /&gt;Küçük kararları aklımla, büyük kararları ise kalbimle almam gerektiğini &lt;br /&gt;öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 64* &lt;br /&gt;Mutluluğun parfüm gibi olduğunu, kendime bulaştırmadan başkalarına &lt;br /&gt;veremeyeceğimi öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 70* &lt;br /&gt;İyi kalpli ve sevecen olmanın, mükemmel olmaktan daha iyi olduğunu öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 82* &lt;br /&gt;Sancılar içinde kıvransam bile başkalarına başağrısı olmamam gerektiğini &lt;br /&gt;öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 90* &lt;br /&gt;Kiminle evleneceğin kararının hayatta verilen en önemli karar olduğunu &lt;br /&gt;öğrendim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*YAŞ 95* &lt;br /&gt;Öğrenmem gereken daha pek çok şeyler olduğunu öğrendim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-468057168520362648?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/468057168520362648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=468057168520362648&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/468057168520362648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/468057168520362648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/rendiklerim.html' title='Öğrendiklerim...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rmp8IL_wLvI/AAAAAAAAADU/tG5xxjXTvTc/s72-c/aile.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-7596877246297392187</id><published>2007-06-08T07:34:00.001-07:00</published><updated>2007-06-15T00:59:50.519-07:00</updated><title type='text'>Özlü Sözler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RmlpLb_wLtI/AAAAAAAAADE/cXLe29LzYLM/s1600-h/h.lawrence.png"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RmlpLb_wLtI/AAAAAAAAADE/cXLe29LzYLM/s400/h.lawrence.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5073702100424208082" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-7596877246297392187?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/7596877246297392187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=7596877246297392187&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7596877246297392187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7596877246297392187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/zl-szlerbir-hayat-kural.html' title='Özlü Sözler...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RmlpLb_wLtI/AAAAAAAAADE/cXLe29LzYLM/s72-c/h.lawrence.png' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-1783635543815510442</id><published>2007-06-06T01:01:00.000-07:00</published><updated>2007-06-06T01:08:11.646-07:00</updated><title type='text'>Dolmuş...</title><content type='html'>&lt;a href="http://dumielauxepices.net/images/Photos/dolmus.JPG"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://dumielauxepices.net/images/Photos/dolmus.JPG" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım. Sağanak hâlinde yağan yağmura aldırış bile etmiyor ve bükülmüş beline rağmen sağa sola koşuşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanına sokularak:&lt;br /&gt;- Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak bir tebessümle:&lt;br /&gt;- Buraların yabancısıyım evlâdım, dedi. Hastahane tarafına gidecek bir araba arıyorum.&lt;br /&gt;- Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, dedim. Oraya geldiğimizde size haber veririm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk gibi şemsiyemin altına girdi. Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanacıkları pembe pembe olmuştu.&lt;br /&gt;- Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti. Ziyaret saati bitmeden dolaşmak istemiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatime baktıktan sonra:&lt;br /&gt;- 20 dakikanız var, dedim. Hastahane yakın ama, bu havada pek araba bulunmuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa da rahatça bineceğimizi zannediyordum. Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir anda hücum ettiğini gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeriye doluşan ve arkadaş oldukları anlaşılan adamlara:&lt;br /&gt;- İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkınız var mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ön koltukta oturanı:&lt;br /&gt;- Hak istiyorsan Hakkâri?ye gideceksin arkadaşım, dedi. Hem oradaki haklardan K.D.V. de alınmıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu lâf üzerine attıkları kahkahalarla bindikleri araba sarsılmış ve sinirlerim allak bullak olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakinleşmeye çalışarak:&lt;br /&gt;- Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim. Ama şu ihtiyar teyzenin hastahaneye yetişmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu defa şoför lâfa karışıp:&lt;br /&gt;- Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, dedi. Okuyup üfledi mi hastahaneye uçuverir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti. Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre, teyzeyi hastahanede indirmesini söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikâyet etmiyordu. Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şoför:&lt;br /&gt;- Yolun bu durumu hayra alâmet değil, dedi. Sebebini anlasam iyi olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileriye doğru yürüdü ve biraz sonra döndüğünde:&lt;br /&gt;- Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanla:&lt;br /&gt;- Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yâni yaralı falan var mı?&lt;br /&gt;- Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği hastahaneye kaldırmışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla birşeyler mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şoför, koltuğuna yavaşça otururken:&lt;br /&gt;- Kısmet işte, diye tekrarlayıp duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla çarpış. Hem de Türkiye'nin öbür ucundan gelen Hakkâri plâkalı bir kamyonla...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-1783635543815510442?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/1783635543815510442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=1783635543815510442&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1783635543815510442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1783635543815510442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/dolmu.html' title='Dolmuş...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-6621104233879147533</id><published>2007-06-05T01:45:00.000-07:00</published><updated>2007-06-06T00:09:31.131-07:00</updated><title type='text'>Duvardaki Çivili Kertenkele...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RmZdh7_wLsI/AAAAAAAAAC8/L39F1_14E0c/s1600-h/kertenkele.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RmZdh7_wLsI/AAAAAAAAAC8/L39F1_14E0c/s200/kertenkele.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5072844867901599426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Japon mimarlardan biri evini baştan aşağı yeniliyordu.Tamirat esnasında söktüğü kapılardan birinin duvarla irtibatlı bölümünde,iç kısmında,iki tahta arasında sıkışıp kalmış bir kertenkele buldu.Biraz daha dikkatli bakınca kertenkelenin canlı olduğunu farketti. &lt;br /&gt;Onu oradan kurtarmaya çalışırken bu kez kertenkelenin bir ayağından duvara çivilenmiş olduğunu gördü. &lt;br /&gt;''On yıl önce yapılan eve kapısı takılırken dışardan çakılan bir çivi,o an kapıyla duvar arasında bulunan kertenkelenin ayağına isabet etmiş olmalı'' diye düşündü Japon mimar. &lt;br /&gt;Peki nasıl olmuştu da bu kertenkele,bir santim bile kıpırdayamadığı bu karanlık duvar boşluğunda &lt;br /&gt;on yıldır canlı kalmayı başarmıştı? &lt;br /&gt;Mimar,tamirat işlerini bir kenara bırakarak kertenkeleyi izlemeye başladı.Bu kertenkelenin sadece &lt;br /&gt;havayla beslenmediğine göre bunca yıl yaşamını nasıl sürdürebildiğini merak ediyordu. &lt;br /&gt;Bir süre sonra duvar boşluğunda bir hareket oldu.Japon mimar,nereden çıktığını farkedemediği &lt;br /&gt;başka bir kertenkelenin geldiğini gördü.Gelen kertenkele yerinden kıpırdayamayacak olana yiyecek taşıyordu. &lt;br /&gt;Bu kertenkele diğerinin belki annesiydi,belki eşi,belki de arkadaşı...Kim bilir? Ama bilinen bir şey var ki aralarındaki güçlü sevgi,birinin bıkıp usanmadan diğerini hayatta tutabilmek için ona yiyecek taşımasına neden olmuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-6621104233879147533?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/6621104233879147533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=6621104233879147533&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6621104233879147533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6621104233879147533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/duvardaki-ivili-kertenkele.html' title='Duvardaki Çivili Kertenkele...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RmZdh7_wLsI/AAAAAAAAAC8/L39F1_14E0c/s72-c/kertenkele.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-6840990296245881867</id><published>2007-06-01T00:57:00.000-07:00</published><updated>2007-06-06T00:09:47.511-07:00</updated><title type='text'>Bisiklet...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl_WX822RaI/AAAAAAAAAC0/49GIhWO6RA8/s1600-h/bisiklet.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl_WX822RaI/AAAAAAAAAC0/49GIhWO6RA8/s200/bisiklet.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5071007412403979682" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Küçük kız, annesiyle yürürken birden durdu. Yağmur damlacıklarıyla ıslanan gözlüğünü çıkartarak baktığı şey, babasıyla birlikte bisiklette giden bir başka kız çocuğuydu. Bisikletteki kız, düşmemek için babasına sıkı sıkı sarılmış ve soğuktan pembeleşen yanaklarını, onun sırtına dayamıştı.&lt;br /&gt;Adamın ara sıra yana dönerek söylediği sözler, küçük kızı kıkır kıkır güldürüyordu. &lt;br /&gt;Kaldırımdaki kız, bisikletin arkasından bakarken; annesi durumu fark edip:&lt;br /&gt;- Baban, günde on dakikasını ayırıp seni okula bırakıyor, dedi. Hemde mersedesiyle. İstersen seni bisikletle götürsün ha, ne dersin ?&lt;br /&gt;Küçük kız, buğulanan gözlerini annesinden saklarken:&lt;br /&gt;- Çok isterdim, diye karşılık verdi. Belki de böylelikle, babama sarılırdım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cüneyd Suavi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-6840990296245881867?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/6840990296245881867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=6840990296245881867&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6840990296245881867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6840990296245881867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/bisiklet.html' title='Bisiklet...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl_WX822RaI/AAAAAAAAAC0/49GIhWO6RA8/s72-c/bisiklet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-5284042795089575837</id><published>2007-06-01T00:40:00.000-07:00</published><updated>2007-06-01T01:19:30.155-07:00</updated><title type='text'>Einstein ve Şoförü...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl_OCc22RZI/AAAAAAAAACs/fc4wbdokc-Y/s1600-h/Albert_Einstein_Head.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl_OCc22RZI/AAAAAAAAACs/fc4wbdokc-Y/s200/Albert_Einstein_Head.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070998246943770002" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Einstein konferaslarına hep özel şoförü ile giderdi. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a ; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve artık neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" dedi. &lt;br /&gt;Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulundu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar" dedi. "O halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime &lt;br /&gt;sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim." &lt;br /&gt;Şoför, gerçekten çok başarılı bir konuşma yaptı ve sorulan tüm soruları doğru yanıtladı. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış bir soru sordu.&lt;br /&gt;Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye döndü ve &lt;br /&gt;"Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" dedi. Sonrada Einstein'i işaret ederek şöyle devam etti: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile yanıtlayacak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-5284042795089575837?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/5284042795089575837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=5284042795089575837&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/5284042795089575837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/5284042795089575837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/06/einstein-ve-ofr.html' title='Einstein ve Şoförü...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl_OCc22RZI/AAAAAAAAACs/fc4wbdokc-Y/s72-c/Albert_Einstein_Head.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-8254264213680183991</id><published>2007-05-31T01:34:00.000-07:00</published><updated>2007-05-31T01:43:56.597-07:00</updated><title type='text'>Doğum Günü Hediyesi ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl6Kh822RYI/AAAAAAAAACk/jBRNUh0UHfk/s1600-h/%C3%A7ocuk-ekmek.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl6Kh822RYI/AAAAAAAAACk/jBRNUh0UHfk/s200/%C3%A7ocuk-ekmek.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5070642546342249858" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırına geldiğimde ortalıkta ekmek görünmüyordu. Eski bir&lt;br /&gt;dostum olan fırıncı,"Biraz bekleyeceksin hocam," dedi.&lt;br /&gt;"İki-üç dakikaya kadar çıkartıyorum." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenardaki tabureye oturup beklemeye koyulurken, içeriye&lt;br /&gt;yaşlıca bir adamın girdiğini gördüm. Eskimiş ceketinin sol&lt;br /&gt;yakası altında bir madalya parıldıyor ve yürürken hafifçe&lt;br /&gt;topallıyordu. Selam verdikten sonra, fırıncının tezgahına&lt;br /&gt;yaklaşarak, "Ekmeklerimi alayım," dedi.&lt;br /&gt;"Benim ikizler acıkmıştır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırıncı, adamın kendesine uzattığı torbayı alarak tezgahın&lt;br /&gt;altına eğildi ve bir gün öncesine ait olduğu anlaşılan&lt;br /&gt;ekmeklerden dört-beş tane çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o arada oturması için kendi yerimi o adama vermiş,&lt;br /&gt;tezgahın yanına iyice yaklaşmıştım. Ekmeklerden birkaç&lt;br /&gt;tanesinin şekli değişmiş, katılaşmış, taş gibi olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fısıltı şeklinde fırıncıya sordum. Neden taze ekmeği&lt;br /&gt;beklemesini söylemiyorsun? Biraz sonra çıkacak ya!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bayat ekmekleri kendisi istiyor." dedi fırıncı. "Çok fakir&lt;br /&gt;olduğundan, ona yarı fiyatına veriyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kim bu adam?" diye sordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kore gazilerinden " dedi. "Oğluyla gelini bir trafik kazasında&lt;br /&gt;vefat edince, ikiz torunlarını yanına almıştı. Yıllardır&lt;br /&gt;onlara bakıyor, hem de çok az bir maaşla."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırıncının anlattıkları karşısında içimin yandığını hissediyor ve&lt;br /&gt;ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aradaki farkı ben vereyim," dedim. "Hiç olmazsa bugün&lt;br /&gt;taze ekmek yesinler." Fırıncı, teklifimi kabul etti ve biraz&lt;br /&gt;sonra da, fırından yeni çıkan taze ekmekleri adamın torbasına&lt;br /&gt;doldururken şekli bozuk, bayat ekmekleri de tezgahın altına koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çok şanslısın hacı amca," dedi. Çocuklar için sana&lt;br /&gt;bugün pasta gibi ekmek vereceğim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı adam, bir evlat sevgisiyle kucakladığı torbayı&lt;br /&gt;göğsüne bastırırken. "Allah, senden razı olsun evladım" dedi.&lt;br /&gt;"Bugün onların doğum günü olduğunu nereden biliyordun?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Cüneyd Süavi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-8254264213680183991?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/8254264213680183991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=8254264213680183991&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8254264213680183991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8254264213680183991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/doum-gn-hediyesi.html' title='Doğum Günü Hediyesi ...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rl6Kh822RYI/AAAAAAAAACk/jBRNUh0UHfk/s72-c/%C3%A7ocuk-ekmek.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-483041421662695642</id><published>2007-05-29T03:38:00.000-07:00</published><updated>2007-05-29T03:54:33.842-07:00</updated><title type='text'>Herkes İstediği Sesi Duyar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://img170.imageshack.us/img170/1262/indiensfromwwwmetacafecom7kq8.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://img170.imageshack.us/img170/1262/indiensfromwwwmetacafecom7kq8.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılderili bir adamla beyaz adam cadde de yürüyorlar..&lt;br /&gt;birden kızılderili adam beyaz adama: &lt;br /&gt;çekirge sesi duyuyorum der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat beyaz adam: &lt;br /&gt;bu kadar kalabalık bir cadde de çekirge sesi duyman imkansız,&lt;br /&gt;yanılıyorsun der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızılderili üsteler hayır duyuyorum der ..&lt;br /&gt;daha sonra bir bahçeye girerler ve gerçekten orada çekirgeler &lt;br /&gt;vardır beyaz adam şaşırır ..&lt;br /&gt;senin kulakların farklı der. &lt;br /&gt;bu gürültüde çekirge sesini duymak imkansız der.&lt;br /&gt;Kızılderilide hayır benim kulaklarım diğer insanların kulaklarıyla aynı der.&lt;br /&gt;Normal kulaklara sahibim ben der...&lt;br /&gt;Beyaz adam ısrarla kulaklarının farklı olduğunu söyler.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine kızılderili cebinden bir bozuk para çıkarır &lt;br /&gt;ve o parayı cadde üzerine atar para yuvarlanır &lt;br /&gt;ve caddedeki herkes cebini yoklamaya başlar paranın &lt;br /&gt;gittiği yöne doğru bakarlar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;herkes duymak istediği sesi duyar &lt;br /&gt;ve o sesin peşinden gider...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Alıntı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-483041421662695642?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/483041421662695642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=483041421662695642&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/483041421662695642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/483041421662695642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/herkes-istedii-sesi-duyar.html' title='Herkes İstediği Sesi Duyar...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-1681393280854091288</id><published>2007-05-24T08:33:00.001-07:00</published><updated>2007-05-24T08:34:56.770-07:00</updated><title type='text'>Özlü Sözler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.trt.gov.tr/haber/2005/03/08/resim/kadin_manken_b.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.trt.gov.tr/haber/2005/03/08/resim/kadin_manken_b.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Moda denilen şey o kadar çirkindir ki onu her altı ayda bir degiştirirler. &lt;br /&gt;                                                                      OSCAR WILDE&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-1681393280854091288?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/1681393280854091288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=1681393280854091288&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1681393280854091288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1681393280854091288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/zl-szler_9509.html' title='Özlü Sözler...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-4501648202775942993</id><published>2007-05-24T08:01:00.001-07:00</published><updated>2007-05-24T08:04:42.445-07:00</updated><title type='text'>Özlü Sözler...</title><content type='html'>Ok düz olmasaydı, doğru gitmezdi. YUSUF HAS HACIP&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.syneco-consulting.it/images/themes/pfeil.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.syneco-consulting.it/images/themes/pfeil.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaydan atılan ok gibi başlar hayatımız...&lt;br /&gt;Saplandığımız yerdedir yalnızlığımız...&lt;br /&gt;Saplandığımız yere göre ya kırılır, ya kanatırız....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-4501648202775942993?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/4501648202775942993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=4501648202775942993&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/4501648202775942993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/4501648202775942993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/zl-szler.html' title='Özlü Sözler...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-9144743744862924100</id><published>2007-05-21T02:44:00.000-07:00</published><updated>2007-05-21T02:48:23.280-07:00</updated><title type='text'>Bir Piskopostan...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RlFqsM22RWI/AAAAAAAAACU/Ts9M9nniHjw/s1600-h/d%C3%BCnya.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RlFqsM22RWI/AAAAAAAAACU/Ts9M9nniHjw/s320/d%C3%BCnya.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5066948363366581602" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç ve özgürken dünyayı değiştirmeyi hayal ederdim. Olgunlaştığımda dünyanın değişmeyeceğini fark ettim, böylece ülkemi değiştirmeye karar verdim. Bir süre çabaladıktan sonra bunun da önceki gibi imkansız olduğunu anladım. İleri yaşlarımdaysa ailemi değiştirmeye çalıştım ama eskiden nasılsalar öyle kalmayı sürdürdüler. &lt;br /&gt;Şimdi, ölüm döşeğinde asıl misyonumun kendimi değiştirmek olması gerektiğini keşfettim. Eğer bunu yapmış olsaydım, ailemi değiştirmeyi de başarabilirdim. Ve biraz şansın da yardımıyla bu değişim belki de ülkemi ve hatta kim bilir, tüm dünyayı etkileyebilirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-9144743744862924100?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/9144743744862924100/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=9144743744862924100&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/9144743744862924100'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/9144743744862924100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/bir-piskopostan.html' title='Bir Piskopostan...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RlFqsM22RWI/AAAAAAAAACU/Ts9M9nniHjw/s72-c/d%C3%BCnya.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-299433937795558601</id><published>2007-05-18T00:37:00.001-07:00</published><updated>2007-05-18T00:59:48.677-07:00</updated><title type='text'>STANFORD ÜNİVERSİTESİ'NİN KURULUŞU...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rk1YWc22RVI/AAAAAAAAACM/DE5DaxD42zU/s1600-h/stanford4.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rk1YWc22RVI/AAAAAAAAACM/DE5DaxD42zU/s320/stanford4.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5065802298588284242" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rk1X4822RUI/AAAAAAAAACE/bxMdO1a6644/s1600-h/Stanford%2520image54.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rk1X4822RUI/AAAAAAAAACE/bxMdO1a6644/s320/Stanford%2520image54.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5065801791782143298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip&lt;br /&gt;utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez,sekreter masasından  fırlayarak önlerini kesti. Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların&lt;br /&gt;Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı.&lt;br /&gt;Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..&lt;br /&gt;Yaşlı kadın, çekingen bir tavırla; "Bekleriz" diye mırıldandı...&lt;br /&gt;Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi.. Sekreter sesini çıkarmadan&lt;br /&gt;masasına döndü.. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi.. Sonunda sekreter,&lt;br /&gt;dayanamayarak yerinden kalktı. "Sadece birkaç dakika görüşseniz, yoksa&lt;br /&gt;gidecekleri yok" diyerek rektörü iknaya çalıştı. Anlaşılan çare yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç rektör, isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterin anlattığı tablo içini&lt;br /&gt;bulandırmıştı. Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ederdi.&lt;br /&gt;Onun gibi bir adamın ofisine gelmeye cesaret etmek, olacak şey miydi bu?&lt;br /&gt;Suratı asılmış, sinirleri gerilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard'da okuyan oğullarını bir yıl önce&lt;br /&gt;bir kazada kaybetmişlerdi. Oğulları, burada öyle mutlu olmuştu ki, onun&lt;br /&gt;anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. "Madam"&lt;br /&gt;dedi, sert bir sesle, "Biz Harvard'da okuyan ve sonra ölen herkes için&lt;br /&gt;bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayır, hayır" diyerek haykırdı yaşlı kadın.. "Anıt değil... Belki, Harvard'a&lt;br /&gt;bir bina yaptırabiliriz". Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir nazar&lt;br /&gt;fırlatarak, "Bina mı?" diyerek tekrarladı, "Siz bir binanın kaça mal olduğunu&lt;br /&gt;biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan&lt;br /&gt;fazlasına çıktı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık bu ihtiyar bunaklardan&lt;br /&gt;kurtulabilirdi. Yaşlı kadın, sessizce kocasına döndü: "Üniversite&lt;br /&gt;inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin&lt;br /&gt;kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rektör'ün yüzü karmakarışıktı.. Yaşlı adam başıyla onayladı.&lt;br /&gt;Bay ve bayan Leland Stanford dışarı çıktılar. Doğu California'ya,&lt;br /&gt;Palo Alto'ya geldiler. Ve Harvard'ın artık umursamadığı oğulları için&lt;br /&gt;onun adını ebediyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'nın en önemli üniversitelerinden birini STANFORD'u.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayağınıza kadar gelip, sizinle görüşmek isteyen insanlara&lt;br /&gt;yaklaşmadan önce bir kez daha düşünmeniz dileğiyle...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-299433937795558601?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/299433937795558601/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=299433937795558601&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/299433937795558601'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/299433937795558601'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/stanford-niversitesinin-kuruluu.html' title='STANFORD ÜNİVERSİTESİ&apos;NİN KURULUŞU...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rk1YWc22RVI/AAAAAAAAACM/DE5DaxD42zU/s72-c/stanford4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-7299126925436024452</id><published>2007-05-17T06:18:00.000-07:00</published><updated>2007-05-17T08:13:56.667-07:00</updated><title type='text'>Epictetus´tan öğrencilerine...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkxW-822RTI/AAAAAAAAAB8/ylLSs8Dlbf4/s1600-h/home_handshake.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkxW-822RTI/AAAAAAAAAB8/ylLSs8Dlbf4/s320/home_handshake.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5065519320373019954" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biriyle tanıştığımızda iki şey olabilir: Ya arkadaş oluruz ya da karşımızdaki kişiyi inançlarımızı kabul etmesi için ikna etmeye çalışırız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kor ile kömür karşılaştığında da aynı şey olur: Ya ateşini karşısındakiyle paylaşır ya da kömürün yoğunluğu altında boğulur, sönüp yok olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk karşılaşmalarda genellikle kendimizi güvensiz hissettiğimizden umursamazlığı, kibri ya da aşırı tevazuyu deneriz. Sonuçta da olduğumuzdan farklı biri halinde ilişki kurarız ve olaylar bizi aslında bize ait olmayan yabancı bir dünyaya götürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendiniz olmayı deneyin...Böylesi daha kolay!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-7299126925436024452?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/7299126925436024452/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=7299126925436024452&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7299126925436024452'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7299126925436024452'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/epictetustan-rencilerine.html' title='Epictetus´tan öğrencilerine...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkxW-822RTI/AAAAAAAAAB8/ylLSs8Dlbf4/s72-c/home_handshake.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-3532115463140485322</id><published>2007-05-14T02:14:00.000-07:00</published><updated>2007-05-16T06:20:25.421-07:00</updated><title type='text'>Tuzak...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rkgp5rwd0QI/AAAAAAAAABs/bRJFzBHhnUQ/s1600-h/maymun%C3%BCzg%C3%BCn.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5064343851953410306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rkgp5rwd0QI/AAAAAAAAABs/bRJFzBHhnUQ/s320/maymun%C3%BCzg%C3%BCn.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. Bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklüktedir, maymun elini yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama kaçamaz. Aslında bu maymunu, tutsak eden hiçbirşey yoktur. Onu sadece onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki, bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür. Bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Joseph Goldstein The experience of Insight&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-3532115463140485322?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/3532115463140485322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=3532115463140485322&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3532115463140485322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3532115463140485322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/tuzak.html' title='Tuzak...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rkgp5rwd0QI/AAAAAAAAABs/bRJFzBHhnUQ/s72-c/maymun%C3%BCzg%C3%BCn.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-3666388098152941530</id><published>2007-05-14T01:53:00.000-07:00</published><updated>2007-05-14T02:21:46.635-07:00</updated><title type='text'>Kurbağa...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkgqHLwd0RI/AAAAAAAAAB0/ohLd5JkvhXE/s1600-h/s%C4%B1r%C4%B1tkan+kurb..jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5064344083881644306" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkgqHLwd0RI/AAAAAAAAAB0/ohLd5JkvhXE/s320/s%C4%B1r%C4%B1tkan+kurb..jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bir zamanlar kurbağaların yarışı varmış. Hedef en yüksek kuleye ulaşmakmış. Birçok kişi bu yarışı izlemek ve onlara destek vermek için biraraya toplanmışlar.Ve yarış başlamış. Gerçekte insanlar kurbağaların kulenin en tepesine ulaşmalarının mümkün olabileceğine inanmamışlar ve tüm duyulan sözcükler hep aynı olmuş : "Ne acı !!! Hiçbir zaman yapamayacaklar!"... Kurbağalar pes etmeye başladı, sadece tırmanmaya devam eden bir tanesi dışında. Seyirciler devam ettiler : "... Ne acı !!! Hiçbir zaman yapamayacaklar!..." Sonunda tüm kurbağaların gücü tükendi ve pes ettiler , yanlız kalan ve inanılmaz mücadele gösteren ve kulenin tepesine ulaşmayı başaran bir kurbağa dışında.Diğerleri nasıl başardığını bilmek istediler. İçlerinden bir tanesi ona doğru yaklaştı ve yarışı bitirmeyi nasıl başardığını sordu. Ve kurbağanın &lt;span style="color:#330000;"&gt;sağır&lt;/span&gt; olduğunu keşfetti....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman, negatif olmak gibi kötü alışkanlıkları olan insanları dinlemeyin.. çünkü onlar kalbinizin en iyi isteklerini çalarlar.! Her zaman duyduğumuz yada okuduğumuz kelimelerin gücünü kendinize hatırlatın.İşte bu yüzden her zaman pozitif düşünmelisiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-3666388098152941530?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/3666388098152941530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=3666388098152941530&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3666388098152941530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3666388098152941530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/kurbaa.html' title='Kurbağa...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkgqHLwd0RI/AAAAAAAAAB0/ohLd5JkvhXE/s72-c/s%C4%B1r%C4%B1tkan+kurb..jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-5629272940881923494</id><published>2007-05-12T03:17:00.000-07:00</published><updated>2007-05-12T03:27:31.124-07:00</updated><title type='text'>Arkadaş...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkWWdrwd0PI/AAAAAAAAABk/Xd991XqLSAs/s1600-h/arkada%C5%9Fl%C4%B1k.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5063618792754368754" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkWWdrwd0PI/AAAAAAAAABk/Xd991XqLSAs/s320/arkada%C5%9Fl%C4%B1k.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Orta Asyada, savaşın ok ve yay ile yapıldığıdönemlerde Türk savaşçılar, arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemekiçin, sırtlarını önceden bu amaçla hazırlanmiş bir TAŞ'a dayarlardı. Bu taş "ARKA-TAŞ" veya Azerbaycan'daki telaffuzuyla "ARKA-DAŞ"olarak adlandırılırdı. Dostluk kavramının zaman içinde,insanın arkasınıyaslayabileceği ve kendisini olabilecek kötülüklerden koruyacağı fikri ile özleştirilmesi sonucu "arkadaş" kelimesi "dost"anlamında Türkçedeki yerini buldu. Sırtınız "arka taş" sız kalmasın..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-5629272940881923494?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/5629272940881923494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=5629272940881923494&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/5629272940881923494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/5629272940881923494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/arkada.html' title='Arkadaş...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkWWdrwd0PI/AAAAAAAAABk/Xd991XqLSAs/s72-c/arkada%C5%9Fl%C4%B1k.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-4347811766409547639</id><published>2007-05-10T10:40:00.000-07:00</published><updated>2007-05-10T10:45:25.827-07:00</updated><title type='text'>Midrach Rabba'dan...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkNZ4bwd0OI/AAAAAAAAABc/4MtwnjOaAdA/s1600-h/%C3%A7ocuk-el.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5062989232153153762" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkNZ4bwd0OI/AAAAAAAAABc/4MtwnjOaAdA/s320/%C3%A7ocuk-el.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Midrach Rabba´´dan...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar dünyaya geldiğinde elleri hep kapalıdır ve sanki şöyle derler: Bütün dünya benim ve ona sımsıkı tutunacağım.&lt;br /&gt;İnsanlar dünyayı terk ederken ise elleri her zaman açıktır ve sanki şunu demek isterler: Hiçbir şey benim kontrolümde değil, yanımda götürebileceğim tek şey anılarım, geride bırakacağım tek şey ise tecrübelerimdir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-4347811766409547639?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/4347811766409547639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=4347811766409547639&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/4347811766409547639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/4347811766409547639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/midrach-rabbadan.html' title='Midrach Rabba&apos;dan...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkNZ4bwd0OI/AAAAAAAAABc/4MtwnjOaAdA/s72-c/%C3%A7ocuk-el.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-7773132319595423286</id><published>2007-05-10T10:30:00.000-07:00</published><updated>2007-05-10T10:46:30.327-07:00</updated><title type='text'>İnternetin Mucidi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkNX7bwd0NI/AAAAAAAAABU/pcJbFXJ2IvY/s1600-h/Vincent-Cerf.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5062987084669505746" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkNX7bwd0NI/AAAAAAAAABU/pcJbFXJ2IvY/s320/Vincent-Cerf.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Vinton Cerf, 1970’lerde genç bir matematik mühendisiydi. Kulakları duymayan karısı dünyayla rahat iletişim kurabilsin diye interneti icat etti. Haftalık dergisi son sayısında internetin mucidi Vinton Cerf’in hikayesini anlattı.Vinton Cerf, 1970’li yıllarda üniversiteyi yeni bitirmiş, yirmili yaşlarının sonunda bir matematik mühendisiydi. Doğuştan kulakları duymayan Carinne’e aşık oldu. Carinne, kimseyle iletişim kuramıyor, telefonla bile konuşamıyordu. California Üniversitesi Matematik Mühendisliği’nde bilgisayarlar arası bilgi transferiyle uğraşan Cerf’in ise tek isteği karısını mutlu etmekti. İnternet, o zamanlar askeri amaçla kullanılan bir sistemdi. Sivillerin kullanamadığı internet, kısa sürede 200 ayrı sivil kuruma yayıldı. Cerf interneti geliştiren bilim adamları arasındaydı. Ancak o daha önemli bir şey yaptı ve interneti karısının da kullanabileceği bugünkü haline getirdi.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Eğer bunu yapmamış olsaydı internet denilen uçsuz bucaksız dünyada kimse istediği bilgiye ulaşamazdı. Cerf bugün, “Karım artık üniversitede okuyan oğlumuzla bile internet yoluyla konuşabiliyor. Kimbilir belki de interneti karımı mutlu edebilmek için icat etmişimdir” diye konuşuyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İcatlar ihtiyaçtan doğar...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-7773132319595423286?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/7773132319595423286/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=7773132319595423286&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7773132319595423286'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7773132319595423286'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/vinton-cerf-1970lerde-gen-bir-matematik.html' title='İnternetin Mucidi...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkNX7bwd0NI/AAAAAAAAABU/pcJbFXJ2IvY/s72-c/Vincent-Cerf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-1450241566443840589</id><published>2007-05-09T07:33:00.000-07:00</published><updated>2007-05-09T07:40:05.263-07:00</updated><title type='text'>İki Kurbağa...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkHcU7wd0MI/AAAAAAAAABM/fw1HFhT4DkU/s1600-h/kurba%C4%9Fa.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5062569708337615042" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkHcU7wd0MI/AAAAAAAAABM/fw1HFhT4DkU/s320/kurba%C4%9Fa.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir gün iki kurbağa süt dolu bir küpün içine düşmüşler. Atlamışlar, zıplamışlar, çırpınıp durmuşlar ama nafile. Küpün içi sırlı kaygan olduğu için bir türlü dışına atlayamamışlar. Kurbağalardan birisi dayanamayarak "Buradan kurtuluş yok." diye düşünmüş ve kendini sütün içine salıverip boğulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öbür kurbağa ise azmini koruyarak "Direnmeye devam etmeliyim; zıplayayım, belki beni gelip kurtaran olur." Diye düşünmüş ve başlamış sıçrayıp debelenmeye, bağırmaya. Uzun süre uğraşıp didinip durmuş, bakmış ki kimse gelmiyor; tam azmini, umudunu yitiriyormuş ki içinde zıpladığı sütün kaymak bağlamaya başladığını fark etmiş. Direnen kurbağa, kaymağın üzerinde kalıp batmaktan kurtulmuş ve biraz dinlendikten sonra sıçrayıp dışarı atlayıvermiş.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-1450241566443840589?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/1450241566443840589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=1450241566443840589&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1450241566443840589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1450241566443840589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/bir-gn-iki-kurbaa-st-dolu-bir-kpn-iine.html' title='İki Kurbağa...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RkHcU7wd0MI/AAAAAAAAABM/fw1HFhT4DkU/s72-c/kurba%C4%9Fa.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-6433303268307209025</id><published>2007-05-07T03:15:00.000-07:00</published><updated>2007-05-07T03:20:39.258-07:00</updated><title type='text'>Gül Yaprağı...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rj78wLwd0KI/AAAAAAAAAA8/TYsf10jO-NA/s1600-h/g%C3%BCl-damla.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061760935931007138" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rj78wLwd0KI/AAAAAAAAAA8/TYsf10jO-NA/s320/g%C3%BCl-damla.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti.Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı, kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak veya çan, zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı. İçerideki budist rahip, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu. Sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti.Yabancı, tapınağın bahçesine döndü. Aldığı bir gül yaprağını kabin içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı içerideki budist rahip saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-6433303268307209025?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/6433303268307209025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=6433303268307209025&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6433303268307209025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6433303268307209025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/uzakdouda-bir-budist-tapna-bilgeliin.html' title='Gül Yaprağı...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rj78wLwd0KI/AAAAAAAAAA8/TYsf10jO-NA/s72-c/g%C3%BCl-damla.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-3105630635795022342</id><published>2007-05-07T03:07:00.000-07:00</published><updated>2007-05-07T03:22:22.281-07:00</updated><title type='text'>İyi-Kötü...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rj790bwd0LI/AAAAAAAAABE/DZZofZ4ZtKI/s1600-h/davinciib0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061762108457078962" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rj790bwd0LI/AAAAAAAAABE/DZZofZ4ZtKI/s320/davinciib0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Leonardo da Vinci 'Son Aksam Yemeği' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı... İyi'yi İsa'nın bedeninde, Kötü'yü de İsa'nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı...Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında,korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi için atölyesine davet etti,sayısız taslak ve eskiz çizdi.Aradan 3 yıl geçti. 'Son Akşam Yemeği' neredeyse tamamlanmıştı,ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı.... Leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.Günlerce aradıktan sonra Leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.Leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.Zavallı,başına gelenleri anlamamıştı.Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu... Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü.Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:'Ben bu resmi daha önce gördüm...''Ne zaman?' diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı.'Üç yıl önce' dedi adam.. 'Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce. O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni İsa'nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti...'&lt;br /&gt;İyi ve Kötü'nün yüzü aynıdır...Her şey insanın yoluna ne zaman çıktıklarına bağlıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paulo Coelho&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-3105630635795022342?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/3105630635795022342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=3105630635795022342&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3105630635795022342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3105630635795022342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/iyi-kt.html' title='İyi-Kötü...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/Rj790bwd0LI/AAAAAAAAABE/DZZofZ4ZtKI/s72-c/davinciib0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-2777607228256186865</id><published>2007-05-05T01:34:00.000-07:00</published><updated>2007-05-05T01:42:04.150-07:00</updated><title type='text'>Tanrı Nerede?...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjxC5bwd0II/AAAAAAAAAAs/IOrTe7tqcvY/s1600-h/o%C4%9Flan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5060993635728609410" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjxC5bwd0II/AAAAAAAAAAs/IOrTe7tqcvY/s400/o%C4%9Flan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir erkek çocuğu Tanrı ile karşılaşmak istiyordu. Tanrının çok uzaklarda yaşadığını ve önünde uzun bir yolun olduğunu biliyordu. Böylelikle sırt çantasını çörek ve meyve suyu kutularıyla doldurup yola koyuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evinden üç apartman ileride yaşlı bir adama rastladı. Yaşlı adam parkta oturmuş güvercinlere yem veriyordu. Çocuk adamın yanına oturup sırt çantasını açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam meyve suyundan bir yudum içecekti ki adamın acıkmış olabileceğini fark etti. Çantasından bir çörek alıp adama verdi. Adam hoşnut bir şekilde çöreği kabul etti ve çocuğa gülümsedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın gülümsemesi o kadar muhteşemdi ki çocuk bunu tekrar görmek istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adama meyve suyu uzattı. Adam çocuğa tekrar gülümseyerek karşılık verdi . Çocuk mest olmuştu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün gün öylece oturup çörek yediler, gülümsediler; tek bir sözcük bile konuşmadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hava kararmaya başlayınca, çocuk ne kadar yorgun olduğunu fark etti. Ayağa kalkıp bir iki adım yürümüştü ki geri döndü, adama doğru koşup ona sımsıkı sarıldı. Adamsa çocuğa yaşamındaki en güzel gülümsemeyle karşılık verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir süre sonra çocuk evine varıp kapıyı açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuğun yüzündeki mutluluğu gören annesi çok şaşırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün?" diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tanrı ile yemek yedim," diye yanıt verdi çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annesi daha bir yanıt veremeden devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biliyor musun? Tanrı, gördüğüm en güzel gülümsemeye sahip!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, yine çocuk gibi mutluluktan ışıl ışıl olan yaşlı adam evine döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın oğlu babasının yüzündeki huzuru görünce şaşırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Baba, seni bu kadar mutlu edecek ne yaptın bugün?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam; "Parkta Tanrı ile çörek yedim." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlu daha bir yanıt veremeden de devam etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biliyor musun, beklediğimden çok daha genç."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu kez bir insanın tüm yaşamını değiştirebilecek bir dokunuşun, bir gülümsemenin, güzel bir sözün, kulak verip dinlemenin, içten bir iltifatın ya da gösterilen en küçük bir ilginin ne denli güçlü olabileceğinin farkında değiliz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılaştığımız her insan yaşamımıza belli bir neden için, belli bir süre için ya da ömür boyu bizimle kalmak için girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsini de sevgiyle kucaklayın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-2777607228256186865?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/2777607228256186865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=2777607228256186865&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/2777607228256186865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/2777607228256186865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/tanr-nerede.html' title='Tanrı Nerede?...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjxC5bwd0II/AAAAAAAAAAs/IOrTe7tqcvY/s72-c/o%C4%9Flan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-8319397850895633087</id><published>2007-05-05T01:26:00.000-07:00</published><updated>2007-05-07T03:20:19.656-07:00</updated><title type='text'>Kırlangıç Hikayesi...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjxDmLwd0JI/AAAAAAAAAA0/_SGKh8sShGk/s1600-h/k%C4%B1rlang%C4%B1%C3%A7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5060994404527755410" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjxDmLwd0JI/AAAAAAAAAA0/_SGKh8sShGk/s400/k%C4%B1rlang%C4%B1%C3%A7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Günlerden bir gün kırlangıcın biri bir adama aşık olmuş ve adamın penceresinin önüne konup adama şöyle demiş:&lt;br /&gt;"Ben seni çok seviyorum, lütfen pencereyi açıp beni içeri al da birlikte yaşayalım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam: "Olmaz alamam... Sen bir kuşsun. Hiç, bir kuş adama aşık olur mu?..." demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırlangıç tekrar: "Lütfen pencereyi açıp beni içeri al, birlikte yaşarız. Hem ben sana dost ve arkadaş olurum, canın da sıkılmaz, birlikte yaşar gideriz." demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam yine: "Olmaz alamam... Git başımdan" diye cevap vermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü ve son defa kuş adamın penceresinin önüne konup adama tekrar şöyle demiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Lütfen beni içeri al... Artık soğuklar da başladı, dışarıda kalamam, biliyorsun ben sıcak havalarda yaşayabilirim sadece. Beni içeri almazsan başka sıcak ülkelere gitmek zorunda kalırım. Lütfen beni iceri al da burada kalayım. Birlikte yemek yer, omuzuna konar seni neşelendirir, sana yârenlik ederim. Hem sen de benim gibi yalnızsın" der...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam ona: "Git derhal başımdan! Ben yalnız kalırım." demiş ve kuşu kovmuş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırlangıc da bu cevap üzerine üzüntülü bir şekilde uçmus ve uzaklara gitmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam kırlangıç uzaklara gittikten sonra düşünmüş ve kendi kendine:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben ne aptal, ne kadar akılsız bir adamım, niye kırlangıçla birlikte kalmayı kabul etmedim? Ne güzel birlikte kalırdık" demis ve çok pişman olmuş. Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi kendine: "Nasıl olsa sıcaklar başlayınca kırlangıcım yine gelir, ben de onu içeri alır birlikte, mutlu bir hayat sürerim." demiş ve penceresini sonuna kadar açıp beklemeye baslamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazın gelmesiyle kırlangıçlar da gelmeye başlamış ama onun kırlangıcı gelmemiş. Yazın sonuna kadar hiç penceresini kapatmadan pencerenin başında beklemiş ama boşuna... Kırlangıç yokmuş. Gelen kırlangıçlara sormuş ama onun kırlangıcını gören olmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda bir bilge kişiye hâlini danışmak ve ondan bilgi almak için gitmiş. Bilge kişiye olayı anlattıktan sonra bilge kişi ona şöyle demis:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kırlangıçların ömrü 6 aydir!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta bazı fırsatlar vardır, ömründe bir defa insanın eline geçer ve değerlendiremezsen uçup gider...&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-8319397850895633087?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/8319397850895633087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=8319397850895633087&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8319397850895633087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8319397850895633087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/krlang-hikayesi.html' title='Kırlangıç Hikayesi...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjxDmLwd0JI/AAAAAAAAAA0/_SGKh8sShGk/s72-c/k%C4%B1rlang%C4%B1%C3%A7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-8514832474452996153</id><published>2007-05-04T06:54:00.000-07:00</published><updated>2007-05-04T07:18:35.052-07:00</updated><title type='text'>nacizane...</title><content type='html'>iyi zaten tükenmekte...yok olan iyiyi , kestirme yollarla yeyip bitirmenin  ne alemi var...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-8514832474452996153?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/8514832474452996153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=8514832474452996153&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8514832474452996153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8514832474452996153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/nacizane.html' title='nacizane...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-3958995416540900429</id><published>2007-05-01T02:12:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T02:14:48.690-07:00</updated><title type='text'>Özlü Sözler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjcEm7wd0GI/AAAAAAAAAAc/jncAJU6TyZk/s1600-h/d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5059517773296554082" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjcEm7wd0GI/AAAAAAAAAAc/jncAJU6TyZk/s400/d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                                              Düşüncelerimin kölesi değil; Efendisiyim!....&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-3958995416540900429?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/3958995416540900429/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=3958995416540900429&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3958995416540900429'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3958995416540900429'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/dncelerimin-klesi-deil-efendisiyim.html' title='Özlü Sözler...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjcEm7wd0GI/AAAAAAAAAAc/jncAJU6TyZk/s72-c/d%C3%BC%C5%9F%C3%BCnce.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-3871437518231084532</id><published>2007-05-01T01:51:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T02:06:50.651-07:00</updated><title type='text'>Dört Kişilik Ben...</title><content type='html'>"Şunları bir araya toplayayım, bir güzel muhabbet edelim, diye düşündüm.Mutfak işinden de anlarım...Donattım sofrayı...Bayağı uğraştım...Hepsinin ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim..Bayağı da para gitti.Birinin yediğini öbürü yemez..Ötekinin içtiğini beriki içmez..Dört kişilik sofra kurdum.Mumları da yaktım..Bak hepsi Erick Satie severdi...Hatırladım...Müziği de ayarladım...Geldiler...20 yaşımda ben, 35 yaşında ben,40 yaşımda ben ve bugünkü ben...Dördümüz birden ...Yirmi yaşımı,otuzbeş yaşımın karşısına oturttum.Kırk yaşımın karşısına da ben geçtim..Yirmi yaşım, otuzbeş yaşımı tutucu buldu..Kırk yaşım, ikisinin de salak olduğunu söyledi...Yatıştırayım dedim..."Sen karışma moruk!" dediler...Büyük hır çıktı.Komşular alttan üstten duvarlara vurdular...Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı...Evin de içine ettiler...Bende kabahat..Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Poyrazoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-3871437518231084532?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/3871437518231084532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=3871437518231084532&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3871437518231084532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3871437518231084532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/drt-kiilik-ben.html' title='Dört Kişilik Ben...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-6404741131692030442</id><published>2007-05-01T01:47:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T01:48:27.738-07:00</updated><title type='text'>Senin Gibi Olmak İstiyorum Baba....</title><content type='html'>Birgün, çocuğum doğdu. O dünyaya geldiğinde, yetişmem gereken uçaklar ve ödenmesi gereken faturalarla meşguldüm. Ben uzaklardayken yürümeyi öğrendi. Konuşmayı da öyle. Ve biraz büyüdüğünde, "Senin gibi olmak istiyorum baba" demeye başladı. "Ben de büyüyünce senin gibi olacağım." İşyerine telefon açıp, "Baba, eve ne zaman geleceksin?" diye sorardı ikide bir. "Ne zaman geleceğimi bilmiyorum oğlum. Ama geldiğimde birlikte güzel vakit geçireceğimizden emin olabilirsin." Yıllar öylece geçip gitti. Oğlum on yaşına geldi. Ona güzel bir top aldım. "Top için teşekkürler baba!" dedi, "Haydi oynayalım." "Bu hafta sonu tamamlamam gereken işler var" dedim. "Bugün olmaz, haftaya, tamam mı?" "Tamam" dedi, fakat yüzündeki gülümseme eksilmedi. "Büyüyünce baba" dedi, "ben de senin gibi olmak istiyorum." Yıllar öylece geçip gitti. Oğlum önce ilkokuldan, sonra liseden, sonra üniversiteden mezun oldu. Bu durumda, başka birçok baba gibi, benim de söylemem gereken birşeyler vardı. "Seninle gurur duyuyorum" oğlum dedim. "Gel, şöyle biraz oturalım; sana diyeceklerim var." Başını salladı ve gülümseyerek : "Arkadaşlara sözüm var baba" dedi. "Sen arabanın anahtarlarını verebilir misin bana? Sonra görüşürüz, oldu mu?" Yıllar öylece geçip gitti. Emekli oldum. Artık bol bol vaktim vardı. Oğlum ise başka bir şehirde iyi bir iş bulmuştu, orada yaşıyordu. Bir gün ona telefon ettim. "Eğer sence de uygunsa, hafta sonu buraya gel de hasret giderelim" dedim. "Sevinirim baba" dedi. "Bir bakayım, müsait bir vakit bulabilirsem, gelirim. Ama şu sıralar işlerim çok yoğun. Fakat seninle görüşmeyi ben de istiyorum, baba." "Peki, ne zaman gelirsin oğlum?" "Ne zaman olur bilmiyorum, baba. Şimdi bir iş görüşmem var, ona yetişmem gerek. Sonra ararım seni. Geldiğimde birlikte güzel vakit geçireceğimizden emin olabilirsin." Ve telefonu kapattığımda, oğlumun çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini anladım. Çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini... Örnek aldığı babasına benzediğini... Büyüyünce tıpkı babası gibi olduğunu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-6404741131692030442?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/6404741131692030442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=6404741131692030442&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6404741131692030442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6404741131692030442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/senin-gibi-olmak-istiyorum-baba.html' title='Senin Gibi Olmak İstiyorum Baba....'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-1333508765575621032</id><published>2007-05-01T01:22:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T01:34:44.610-07:00</updated><title type='text'>MURATHAN MUNGANDAN ...</title><content type='html'>MURATHAN MUNGAN'DAN MUTLULUK ÜZERİNE...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamiz gerektiği için öfkeleniriz. Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz. Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne zaman?... Hayatiniz her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki; "Uzun zamandan beridir hayatın -gerçek hayatın- başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladim ki bu engeller benim hayatimdi." Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştiginiz için, ona daha fazla değer verin. Unutmayin, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse; Okulu bitirene kadar, 100 milyar kazanana kadar, Çocuklarınız olana kadar, Çocuklarınız evden ayrılana kadar, İşe başlayana kadar, Evlenene kadar, Cuma gecesine kadar, Pazar sabahına kadar, Yeni bir araba, ya da ev alana kadar, Borçları ödeyene kadar, Ilkbahara kadar, Yaza kadar, Sonbahara kadar, Kışa kadar, Maaş gününe kadar, Şarkınız söylenene kadar, Emekli olana kadar, Ölene kadar.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLU OLMAK IÇIN IÇINDE BULUNDUĞUNUZ 'AN' DAN DAHA IYI BIR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK IÇIN BEKLEMEKTEN VAZGEÇIN .MUTLULUK BIR VARIŞ DEĞIL, BIR YOLCULUKTUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU INSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OYSA MUTLULUK INSANIN BOYU HIZASINDADIR."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayin :       "YARIN KIMSEYE VAAD EDILMEMIŞTIR...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-1333508765575621032?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/1333508765575621032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=1333508765575621032&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1333508765575621032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1333508765575621032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/murathan-mungandan.html' title='MURATHAN MUNGANDAN ...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-8537622854797555144</id><published>2007-05-01T01:17:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T01:20:39.136-07:00</updated><title type='text'>Ustalık Bedeli</title><content type='html'>Bir fabrikada imalat hattındaki çok önemli olan ana makinalardan biri arızalanınca fabrikadaki tüm üretim durdu.Mevcut teknisyenler makinayı çalıştırmak için çok uğraştılar,ancak ne yaptılarsa nafile bir türlü başaramadılar.Sonunda dışarıdan uzman çağardılar.Uzman gelip makinayı inceledi duruma baktı.Sonra çantasından çekiç çıkarttı.Elinde çekiçle makinaya yaklaştı makinanın belli bir noktasına elindeki çekiçle dikkatlice sert bir vuruş yaptı.Makina hemen çalışmaya başladı ve hiç bir arıza olmamış gibi devam etti. Fabrika tekrar harekete geçti.Uzman fabrikadan ayrıldıktan iki gün sonra fatura gönderdi:'Hizmet bedeli karşılığı 1.000 USD'.Fabrika müdürü bu faturaya çok kızdı.Tepesi attı ve bir çekiç darbesi için bin doları çok buldu. Uzmandan ayrıntılı fatura göndermesini istedi.Uzmandan bir gün sonra aşağıdaki ayrıntılı fatura geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Makinaya çekiçle vurma bedeli .....1$&lt;br /&gt;Nereye vuracağını bilme bedeli...999$&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplam...............................1.000$&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-8537622854797555144?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/8537622854797555144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=8537622854797555144&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8537622854797555144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8537622854797555144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/05/ustalk-bedeli.html' title='Ustalık Bedeli'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-4630281523733034257</id><published>2007-04-29T10:03:00.000-07:00</published><updated>2007-05-06T23:52:16.273-07:00</updated><title type='text'>özlü sözler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjTS7Lwd0FI/AAAAAAAAAAU/NBEnaFyunVM/s1600-h/boyaci%2520copy.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5058900195654094930" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjTS7Lwd0FI/AAAAAAAAAAU/NBEnaFyunVM/s400/boyaci%2520copy.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;strong&gt;Başkalarına imrenme, çok kimseler var ki senin hayatına imreniyorlar&lt;/strong&gt;. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;MEVLANA&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-4630281523733034257?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/4630281523733034257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=4630281523733034257&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/4630281523733034257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/4630281523733034257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/zl-szler_29.html' title='özlü sözler...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjTS7Lwd0FI/AAAAAAAAAAU/NBEnaFyunVM/s72-c/boyaci%2520copy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-3362850447141025424</id><published>2007-04-29T10:01:00.000-07:00</published><updated>2007-04-29T23:30:40.672-07:00</updated><title type='text'>Baltayı Bilemek</title><content type='html'>&lt;strong&gt;KENDİMİZİ GELİŞTİRMEK (BALTAYI BİLEMEK) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başliyormus, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya baslamışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş: “Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ikinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş: “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortada bir sır yok.. Sen durmaksızın çalışırken, ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayirip, yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayif bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu, zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Delhi’deki ünlü tapınakta Sokrat’in şu sözü yer alır: “İnsan Kendini Tanı.” Kendini tanımak, şu- anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında fark olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-3362850447141025424?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/3362850447141025424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=3362850447141025424&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3362850447141025424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3362850447141025424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/baltay-bilemek.html' title='Baltayı Bilemek'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-9134352323730789639</id><published>2007-04-29T09:51:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T02:16:24.732-07:00</updated><title type='text'>özlü sözler...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjTOarwd0EI/AAAAAAAAAAM/dPd4DB9mbjA/s1600-h/ya%C5%9Fl%C4%B1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5058895239261835330" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjTOarwd0EI/AAAAAAAAAAM/dPd4DB9mbjA/s400/ya%C5%9Fl%C4%B1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="color:#330033;"&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;"&gt;Yaşlanmadan akıllanmayı çok isterdim&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;B.SHAW&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-9134352323730789639?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/9134352323730789639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=9134352323730789639&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/9134352323730789639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/9134352323730789639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/zl-szler.html' title='özlü sözler...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_C3odSlZVY4c/RjTOarwd0EI/AAAAAAAAAAM/dPd4DB9mbjA/s72-c/ya%C5%9Fl%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-8431282868861003559</id><published>2007-04-26T01:40:00.000-07:00</published><updated>2007-04-26T01:41:18.117-07:00</updated><title type='text'>Tavuklar ve Kartallar...</title><content type='html'>Bir zamanlar, büyük bir dağda kartal'lar yuva yaparlarmış. Bir kartal da 4 tane yumurtası ile bu dağda yaşıyormuş. Bir gün bir deprem olmuş. Ve yumurtalardan bir tanesi dağdan yuvarlana yuvarlana,vadide yer alan bir çiftliğe kadar düşmüş. Bu çiftlik bir tavuk çiftliğiymiş.Çiftlikteki tavuklar,bu değişik ve normalden büyük yumurtayı sahiplenmeye karar vermişler. Yaşlı bir tavuk bu yumurtayı ve içinden çıkacak yavruyu, koruması altına almış.Bir gün, küçük kartal doğmuş. Çevresinde tavukları görmüş ve kendini bir tavuk zannetmiş. Bütün tavuklar da ona bir tavuk gibi davranmışlar.Ailesini de çok seviyormuş.İçinden, bazen, ben kimim? sorusu geçiyormuş. Ama o bir tavukmuş. Bunu böyle bilmeliymiş.Birgün çiftlikte oyun oynarlarken, yukarı baktığında bir grup kartal'ın özgürge uçtuklarını görmüş. "Aman Allahım, ne kadar güzel uçuyorlar. Ben de onlar gibi uçmayı çok isterdim" demiş. Tavuklar, bu düşünceye hep birlikte gülmüşler. "Sen bir tavuksun ve tavuklar uçamazlar" demişler.Küçük kartal, artık daha sık gökyüzüne bakıyor ve uçan kartallar gibi uçmak, özgür olmak istiyormuş. Ne zaman bu düşüncesinden arkadaşlarına, ailesine bahsetse, hep şu cevabı alıyormuş. "Sen bir tavuksun. Bırak bu hayalleri."Zamanla, küçük kartal da bu düşünceyi kabul etmiş. hayal kurmaktan vazgeçmiş, ve hayatını bir tavuk olarak yaşamaya karar vermiş. Ve hayatının sonu geldiğinde de bir tavuk! olarak ölmüş.Kıssadan hisse: Ne olduğunu düşünürsen, o olursun. Eğer, hayatınızın herhangi bir zamanında, kartal olma hayalini kurarsanız, hayallerinizi takip edin, tavukların sözlerini değil!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-8431282868861003559?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/8431282868861003559/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=8431282868861003559&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8431282868861003559'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/8431282868861003559'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/tavuklar-ve-kartallar.html' title='Tavuklar ve Kartallar...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-5155140575994407712</id><published>2007-04-26T01:37:00.000-07:00</published><updated>2007-04-26T01:39:35.100-07:00</updated><title type='text'>Duvarcı Ustası</title><content type='html'>Bir duvarcı ustasının şantiyede yazdığı mektup:Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.Aşağıya indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım ve ardından altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogram varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti.Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Ben yukarı çıkarken yolun yarısında, aşağı inmekte olan tuğla dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı; Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı.Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil ise yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık!.. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.Yere inince can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Bu sefer de başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm!...Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. gözümü hastanede açtım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-5155140575994407712?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/5155140575994407712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=5155140575994407712&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/5155140575994407712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/5155140575994407712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/duvarc-ustas.html' title='Duvarcı Ustası'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-380225461010945463</id><published>2007-04-26T01:35:00.000-07:00</published><updated>2007-04-26T01:36:46.389-07:00</updated><title type='text'>Üç Arkadaş...</title><content type='html'>Bir zamanlar üç arkadaş varmış... Aşk, Dostluk ve Güven... Üçü birarada oldumu harikaymış herşey... Gün gelmiş aşkın işi çıkmış... Eh meslek bu kolay mı? Ama dostlarından ayrılmadan önce Söz vermiş onlara. Beni özlediğinizde gelin demiş; uzaklarda olmayacağım. Nerde gözleri arzuyla dolu birbirlerine bakan bir çift görürseniz ben ordayım. Ve ayrılmış yanlarından... Peki demiş, Dostluk Güvene; madem öyle ben de yoluma düşeyim... Görev çağırır... Ama merak etme, nerde birlikte ağlayan iki  insan görürsen işte beni orada bulursun... Güven ağzını açmış veda etmek için ama Dostluk arkadaşının yanından onun son sözünü dinlemeden ayrılmış... Ve gitmiş uzaklara...Güven sessizce içinden geçirmiş elinde olmadan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beni kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-380225461010945463?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/380225461010945463/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=380225461010945463&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/380225461010945463'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/380225461010945463'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/arkada.html' title='Üç Arkadaş...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-2474260139031025198</id><published>2007-04-26T01:28:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T02:21:22.920-07:00</updated><title type='text'>DEĞER VERMEK...</title><content type='html'>Meşhur piyanist Arthur Rubinstein konserlerinden birinde küçükbir kızın hatıra defterini imzalamakta tereddüt ediyormuş. Ellerinin çok yorulmuş olduğunu ileri sürerek, küçük kızı başından savmaya çalışmış.Kız, tereddüt etmeden şöyle demiş:"Ellerinizin ne kadar yorgun olduğunu biliyorum ama inanın benimellerimde,sizinkiler kadar yorgun."Arthur Rubinstein anlayamamış ve nedenini sormuş küçük kıza;"Alkışlamaktan.." demiş küçük kız..Karşınızdaki size değer veriyorsa eğer, siz de ona değer vermekten hiç korkmayın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-2474260139031025198?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/2474260139031025198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=2474260139031025198&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/2474260139031025198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/2474260139031025198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/blog-post.html' title='DEĞER VERMEK...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-4435758696681044641</id><published>2007-04-24T06:00:00.000-07:00</published><updated>2007-04-24T06:02:46.763-07:00</updated><title type='text'>İnsanlık Yemeği...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;GÜNÜN MENÜSÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ölçü "Günaydın"&lt;br /&gt;İki ölçek "İyi Günler"&lt;br /&gt;Birazcık "İlgi"&lt;br /&gt;Bir tutam "Anlayış"&lt;br /&gt;Normal ölçüde "Nezaket"&lt;br /&gt;Bir tatlı kaşığı "Tolerans"&lt;br /&gt;Malzemeyi iç dünyanızdan alın&lt;br /&gt;Yıkamaya gerek yok tertemizdir&lt;br /&gt;Gönül teknenizde yavaşça karıştırın&lt;br /&gt;Kokusu her yanınıza sinince&lt;br /&gt;İçine duygu şerbeti ekleyip karıştırın&lt;br /&gt;Karışımı hayat tabağının üzerine yavaşça boşaltın&lt;br /&gt;Üstünü sevgi marmelatı ile süsleyin&lt;br /&gt;Gökkuşağının renginden bir kaç parça serpiştirin&lt;br /&gt;Gün boyunca afiyetle yiyin&lt;br /&gt;Sadece kendiniz yemeyin&lt;br /&gt;Herkese verin...&lt;br /&gt;Yemeğin adı: &lt;span style="color:#ff6600;"&gt;İNSANLIK&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-4435758696681044641?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/4435758696681044641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=4435758696681044641&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/4435758696681044641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/4435758696681044641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/insanlk-yemei.html' title='İnsanlık Yemeği...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-3721587567393376418</id><published>2007-04-24T05:58:00.000-07:00</published><updated>2007-04-24T05:59:53.946-07:00</updated><title type='text'>Mutlu Olmak...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:arial;"&gt;Mutlu olmak zor mu ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes almak bir mutluluk değil mi?Hemen bence gerekli mutluluk şartlarını verelim;&lt;br /&gt;1- Asla demeyiniz&lt;br /&gt;2- ''ama'' ve ''fakat'' demeyiniz!&lt;br /&gt;3- ''farketmez'' derseniz yalan söylemiş olursunuz,her şey fark eder.&lt;br /&gt;4- Hiç bir cümlenizin fiili '' mış,miş ''veya ''lar,ler ''veya''mişler,mışlar''veya ''larmış,lermiş'' le bitmesin,bunlar sizin bilmediğiniz ve görmediğiniz ,başkasının anlattığı eylemledir ve bunlara göre hareket hem size hem karşınızdakine zarar verir.&lt;br /&gt;5- Başkasının yerine düşünmeyin !!&lt;br /&gt;6- Başkasının yerine karar vermeyin !!&lt;br /&gt;7- Bencilce yaşayın,zaten insan bencildir ve kendisi için yaşar,aksini söyleyip veya düşünüp kendinizi kandırmayın,böylece kim olduğunuzu ve neredeolduğunuzu bilirsiniz. Başkalarına daha az zarar vermiş olursunuz.&lt;br /&gt;8- Pozitif düşünce ile yaklaşın konulara (yapacağım,başaracağım gibi), ama bu Pollyanna'cılık olmasın&lt;br /&gt;9- Asla vazgeçmeyin&lt;br /&gt;10- Geçmişi yargılamayın, bir şey kazanamazsınız sadece tecrübe olarakfaydalanın ve mutsuzsanız tekrar etmeyin !&lt;br /&gt;11- Mutlu olmak ve ilerlemek için yaşanan şeyleri tekrar yaşamayın,yaşanmışlardan faydalanın (ateşin el yaktığını öğrenmek içinelinizi ateşe sokmaya gerek yok,etrafınıza bakmak ve okumak yeterlidir)&lt;br /&gt;12- Kendinize ve etrafınızdakilere - insanlara güvenin onları sevin!&lt;br /&gt;13- Genelleme yapmayınız! (bütün erkeler veya kadınlar gibi)&lt;br /&gt;14- Siz hissetiğinizi yaşayın ,varsın dünya beğenmesin siz beğeniyorsanızyeterlidir.&lt;br /&gt;15- Bir anı yaşamak için yıllar harcamak başarısızlıktır, başarı bir anda yılları yaşayabilmektir.&lt;br /&gt;16- Ben hep veriyorum, almıyorum demeyin,sadece verirseniz,vermeyibilmediğinizden o hiç bir yere gitmez.Almasını bilmeyen veremez, vermesini bilmeyen alamaz, ağlamasını bilmeyen gerçekten gülemez, üzülmesini bilmeyen sevinemez.Her şeyin dengesi vardır.&lt;br /&gt;17- Ve karar verin,şu an sizinde yeni bir hayata başlama anınız olsun !!Çok mu zor bunları uygulamak,bakın bunları yazın ve uygulayın hayatınızın hemen değiştiğini göreceksiniz.Hayat çok güzel,yaşamasını biliniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DR.Cenk Kiper Mutluluk Yasaları®&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-3721587567393376418?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/3721587567393376418/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=3721587567393376418&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3721587567393376418'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/3721587567393376418'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/mutlu-olmak.html' title='Mutlu Olmak...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-654678609805137694</id><published>2007-04-24T05:55:00.000-07:00</published><updated>2007-04-24T05:56:29.788-07:00</updated><title type='text'>Vardır Bir Hayır...</title><content type='html'>Bir zamanlar Afrika´´daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:"Bunda da bir hayır var!"Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: "Bunda da bir hayır var!"Kral acı ve öfkeyle bağırdı:"Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?"Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı.Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını farkettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı. "Haklıymışsın!" dedi."Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi.""Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı."Bunda da bir hayır var.""Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral."Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir." "Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene!!!..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-654678609805137694?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/654678609805137694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=654678609805137694&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/654678609805137694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/654678609805137694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/vardr-bir-hayr.html' title='Vardır Bir Hayır...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-1718826773087405422</id><published>2007-04-24T05:46:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T02:19:13.231-07:00</updated><title type='text'>BALIKÇI...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:georgia;color:#cc66cc;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Amerikalı bir zengin, iş seyahati sırasında Meksika'nın küçük bir kıyı kasabasına uğramış. Limanda gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı..."- Merhaba balıkçı" diye seslenmiş, "... Bu balıkları kaç zamanda tuttun?" "- Bir iki saatimi aldı" demiş balıkçı... İştahlanmış bizim işadamı; "- E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?" diye sormuş. "- Bu kadarı bize yetiyor da ondan" diye omuz silkmiş balıkçı. Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına işadamı; "Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki" diye üstelemiş. Balıkçı, özetlemiş bir gününü: "- Sabahları açılır, biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım. Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp şarap içer, geç vakte kadar eğleniriz. Oldukça meşgul sayılırım senyor". Gerinmiş Amerikalı: "- Bak" demiş "... ben sana yardımcı olabilirim. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede değil, doğrudan işletme tesislerine satarsın. Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun". Balıkçı merakla "Bunları yapmak kaç sene alır senyor" demiş: "15-20 yılda halledersin" demiş Amerikalı, "Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın." "- Milyonlar ha..." diye tekrarlamış balıkçı... "Eeee... sonra?" "- Sonra emekli olursun. Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. İstersen zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla oynar, karınla keyfince siesta yaparsın. Akşamları da arkadaşlarınla şarap içip gece yarısına kadar gitar çalarsın. Nasıl...? Mükemmel değil mi?" .Bir an olsun durup düşünseniz; "Bütün bu telaş ne için...?" Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitar çalıp şarap içemeyecek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var? Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa, bu yarışa ne gerek var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CAN DÜNDAR23-10-2000&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-1718826773087405422?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/1718826773087405422/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=1718826773087405422&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1718826773087405422'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1718826773087405422'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/baliki-amerikal-bir-zengin-i-seyahati.html' title='BALIKÇI...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-7866473515780315515</id><published>2007-04-24T05:34:00.001-07:00</published><updated>2007-04-24T05:36:27.470-07:00</updated><title type='text'>Kavanoz...</title><content type='html'>Bu hikaye Northwesten üniversitesi iş idaresi master öğrencileri ile zaman yönetimi dersi profesörü arasında gecer: Profesör sınıfa girip karşısında duran, dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra,bugün zaman yönetimi yapıcagız dedi.Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı.&lt;br /&gt;Arkasından kürsünün altından yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı.Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve kavanoz doldu mu diye sordu. Ögrenciler hep bir ağızdan doldu diye cevapladı.Profesör öylemi dedi ve ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı.Mıcır kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü.Sonra kavanozu yarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı.&lt;br /&gt;Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha bu kavanoz dolumu diye sordu.Bir ögrenci dolmadı herhalde diye cevap verdi.Doğru dedi.Profesör gene kürsünün altına egılerek bır kova kum aldı ve yavaş yavaş tum kum taneleri taslarla mıcırların arası nüfuz edene kadar döktü. Gene öğrencilerine döndü ve bu kavanoz doldumu diye sordu. Tüm sınıf bır agızdan hayır dıye bagırdılar.&lt;br /&gt;Güzel dedi profesör kürsün kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavonoz agzına kadar doluncaya dek suyu bosalttı. Sonra ögrencılerıne dönerek bu denyin amacı neydi diye sordu. uyanık bir öğrenci hemen zamanımızın nekadar dolu görünürse görunsun daha ayırabılecegımız zamanımız mutlaka vardır diye anlattı.Hayır dedi Profesör, bu denyin esas anlatmak istediği eğer büyük taşları baştan baştan yerleştiremezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine kayamazsın gerçeğidir. Öğrenciler saskınlık ıcınde bırbırlerıne bakarken Profesor devam etti Nedir hayatınızdaki büyük taşlar Çocuklarımız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taslarınız belkı bunlardan birisi belkide bir kaçı, belki hepsi. bu aksam uykuya yatmadan once ıyıce dusunun ve sızın buyuk taslarınız hangılerıdır ıyı karar verın. Bilin ki buyuk taslarınızı kavanoza ılk olarak yerlestırmezsenız hıc bır zaman bır daha koyamıyıcaksınız, buda hıc bır zaman gercek kısı olmayacagınızı gosterır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-7866473515780315515?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/7866473515780315515/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=7866473515780315515&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7866473515780315515'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/7866473515780315515'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/kavanoz.html' title='Kavanoz...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-2288647290684658494</id><published>2007-04-24T05:22:00.000-07:00</published><updated>2007-05-04T07:17:59.943-07:00</updated><title type='text'>Biraz Gülelim...</title><content type='html'>BİR AMERİKAN FIKRASI..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmen ögrencilere sirasiyla babalarinin ne is yaptigini sormuş. Avukat, doktor, hakim, memur derken sıra sessiz ve sıkılgan bir çocuk olan küçük David'e gelmiş.Öğretmen ona da babasının ne iş yaptığını sormuş.David anlatmaya başlamış:&lt;br /&gt;- Babam bir gay barda striptizci olarak çalışıyor.Herkesin önünde çırılçıplak soyunuyor.Eğer çok iyi bahşiş veren birileri olursa onlarla birlikte geceleri evlerine gidiyor.Öğretmenin rengi atmış. Diğer çocuklara oyalanmaları için bir görev verip David'i bir kenara çekmiş:- David, baban gerçekten bu işi mi yapıyor?&lt;br /&gt;- Hayır öğretmenim, babam aslında Bush için çalışıyor ama bütün sınıfın önünde söylemeye utandım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AVRUPA BIRLIGI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yil 2050.. .AB Komisyonu Baskani odasinda otururken, yardimcisi içeriye heyecanla girer:&lt;br /&gt;-Efendim, Turkiye tum isteklerimizi yerine getirdi. Onlari AB'ye alacak miyiz?AB Baskani:-Yok canim, henuz olmaz. Git, duyur, Tum Turkiye Ingilizce konusacak, Turkce'yi yasakliyorum.&lt;br /&gt;-Efendim onu 5 sene once yaptilar. Hatirlamiyor musunuz?-O zaman soyle Kibrisi versinler..&lt;br /&gt;-Efendim onu da 40 sene once verdiler zaten...-O zaman soyle guneydoguya ozerklik versinler.&lt;br /&gt;-Aman efendim, Turkiyede guneydogu mu kaldi, 2020'de bagimsiz devlet oldu ya orasi zaten.&lt;br /&gt;-O zaman soyle (sozde)ermeni soykirimini tanisinlar.-Efendim, sadece ermeni degil, Pontus, Yunan, Bulgar, Rus, Ukrayna, Moldova soykirimini bile tanidilar,hatta Canakkale savasindan dolayi Ingiliz, Avustralya, Yeni Zelanda soykirimini bile tanidilar ya.. nasil unuttunuz.-Hmm. O zaman soyle, kokorec yasaklansin.-Aman efendim, onu yemeyi 2007'te biraktilar.-Isa askina, ya ne bileyim? Kinayi yasaklayin, yakamasinlar.-Ooooo. Beyefendi.Onu da coktan biraktilar.AB Baskani dusunup tasinir ve;-EEEE...DAGITIN O ZAMAN AVRUPA BIRLIGI'NI.. .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-2288647290684658494?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/2288647290684658494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=2288647290684658494&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/2288647290684658494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/2288647290684658494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/biraz-glelim.html' title='Biraz Gülelim...'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-2989642406654334741</id><published>2007-04-24T04:44:00.001-07:00</published><updated>2007-04-24T04:44:32.852-07:00</updated><title type='text'>Şimdi Başla!</title><content type='html'>YİRMİ YIL SONRABundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil,yapamadıkların için üzüleceksin.Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç.Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet.Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı.Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur.Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap.Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur. Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle.Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır.Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir.Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir."Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm.Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan,bu belki bütün gün hırladığın içindir.Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiçbaşlamayabilirsin.Şimdi başla!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-2989642406654334741?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/2989642406654334741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=2989642406654334741&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/2989642406654334741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/2989642406654334741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/imdi-bala.html' title='Şimdi Başla!'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-1028342088017129752</id><published>2007-04-24T04:33:00.000-07:00</published><updated>2007-04-24T04:36:18.469-07:00</updated><title type='text'>Korku</title><content type='html'>"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor. Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğinin değerini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için…" Bunlar İngiliz şair ve yazarı W. Shakespeare'in sözleri. Günümüzde de geçerliliğini sürdürüyor. Gerçekten de korkularımız yaşamımızı belirliyor. Korkuyla yatıp korkuyla kalkıyoruz. Sınavı veremezsem korkusu…İşe giremezsem korkusu…Sevgilim bırakırsa korkusu…Sevdiklerimden birisi hasta olursa ya da ölürse korkusu…Beğenilmeme korkusu…Yalnız kalma korkusu…Kaybolma korkusu…Yükseklik korkusu…Kapalı alan korkusu…Parasız kalma korkusu… İktidarsızlık korkusu…Yenilme korkusu…Batma korkusu vb. Korkularımızı sayfalar dolusu sayabiliriz. Demek ki korkusuz bir yaşam yok. İş, korkunun üzerine gidebilmekte, onunla yüzleşebilmekte…Belki de o nedenle İstiklal Marşımız "Korkma" diye başlıyor. Ama genelde bizim şairlerimiz, Shakespeare gibi insanların  temel korkuları, zaafları, kötülükleri üzerine pek bir şey yazmamışlar. (Korktular mı acaba?) Davranışların nedenleriyle, niçinleriyle ilgilenmeyi aslında milletçe sevmiyoruz. "Haticeyi bırak neticeye bak" özdeyişiyle büyütülen insanlardan başka ne beklenebilir ki?  Şimdi diyorum ki, başınıza gelebilecek en kötü durumu düşünün. Korkunuzu yani. Ne olabilir? Ölümden öte köy var mı? O zaman cesaret hadi. Kaybedeceğiniz ne varsa göze alın. Dibi bulduğunuz zaman, attığınız her adımla daha iyi duruma geleceksiniz. Unutmayın: Aptallar her gün ölür,cesurlar bir kez.Bu yaşam hepimiz için bir kez…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-1028342088017129752?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/1028342088017129752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=1028342088017129752&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1028342088017129752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/1028342088017129752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/korku.html' title='Korku'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4072326425496034862.post-6126614534957105443</id><published>2007-04-22T09:29:00.000-07:00</published><updated>2007-05-01T02:20:21.475-07:00</updated><title type='text'>MERHABA ARKADAŞLAR!</title><content type='html'>Bu sitede, size faydası dokunacağını düşündüğüm çeşitli konularda paylaşımlarda bulunacağım . Elbette tüm soru ve sorunlarınıza da cevap vereceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4072326425496034862-6126614534957105443?l=rehberiniz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://rehberiniz.blogspot.com/feeds/6126614534957105443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=4072326425496034862&amp;postID=6126614534957105443&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6126614534957105443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4072326425496034862/posts/default/6126614534957105443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://rehberiniz.blogspot.com/2007/04/merhaba-arkadalar-bu-sitede-size-faydas.html' title='MERHABA ARKADAŞLAR!'/><author><name>leh</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
